Annapurna Yolunda

Aslında Nepal’e gitme amacım kenti ve köyleri gezerek bol bol fotoğraf çekmekti. Bu trekking işi hesapta yoktu. Bir arkadaşım oralara kadar gitmişken Poon Hill’e tırmanıp güneşin doğuşunu izlemelisin dediğinde olayların seyri değişmeye başladı. Poon Hill turu 4 veya 5 günlük bir yürüyüş rotası. Genelde guide (rehber) veya porter (taşıyıcı) ile yapılıyor. Bölgeyi araştırdıkça bunu tek başıma yapabileceğimi düşünmeye başladım. Hatta bununla da kalmadım turu Annapurna eteklerine kadar uzattım. Aşağıda bu tur hakkında kısa bir günce yer alıyor. Tüm fotoğraflar cep telefonu ile çekildiğinden bazılarında kalite bir hayli düşük. Yine de genel durumu gösterir diye düşünüyorum.

Tur hesabıma göre 9 gün civarında sürecek. Tahmini rotama yukarıda yer veriyorum. Genelde tırmanış ağırlıklı olacağından ve kendi yükümü kendim taşıyacağımdan, kondisyondan bihaber vücudumu İstanbul’dayken spor salonuna attım. 1 ay elden geldiğince güç ve dayanıklılık kazanmaya çalıştım. Oldu mu bilmiyorum? Göreceğiz…

Trekking alanına elinizi kolunuzu sallayarak giremiyorsunuz. Bazı izinler almak lazım. Kathmandu veya Pokhara’daki ilgili bürolara giderek toplam 4 fotoğraf, sağlık sigortası kopyası, doldurulmuş başvuru formları ve toplamda 4.400 Rs (rupi) karşılığında yukarıdaki giriş kartını ve izin belgesini alabilmektesiniz. Gideceğiniz bölgeye göre tutar değişmekte. Aldığınız belgeleri trekking başlangıç alanında TIM bürolarına göstermeniz gerekiyor. Yol boyunca bazı kontrol noktaları var, belgelere yeniden bakılıyor, kaşe vuruluyor.

Geldik yolculuk hazırlıklarına. Sırt çantasının olabildiğince hafif hazırlanması lazım. Ve fakat alçaklarda hava çok sıcak yükseklerde soğuk olduğundan alınacak eşya sayısı artıyor ne yazık ki. Bir de eşek ölüsü kameram nedeniyle yolculuk öncesi son gece “bu çanta nasıl taşınacak” diye kara kara düşünmeye başladım. “Olmadı geri dönerim” dedim, yola çıktım.

1. Gün – Birethanti (1.025m) > Ulleri (2.010m): Aslında yürüyüşe önceki köy olan Nayapul’dan da başlanabilir. Pokhara’da anlaştığım taksi “seni Birethanti’ye kadar götürürüm” dediğinden sesimi çıkarmıyorum. Pokhara’dan 55km yol 2,5 saatte geçiliyor arabayla. Yolun son bölümleri inanılmaz. Devamlı zıplayarak yol alıyorsun. Neyseki geliyoruz başlangıç noktasına. İzin belgelerini büroda onaylatıp, çantayı sırtlanıp yürüyüşe başlıyorum. Çanta o kadar da ağır gelmiyor nedense. Yol, uzunca bir süre nehir kenarından devam ediyor. Manzara harika (video). Bol bol fotoğraf çekiyorum. Erken saatler olduğundan etrafta fazlaca insan yok.

Yolun ikinci kısmında ünlü azap merdivenleri (video) başlıyor 😥. Öndeki gruplara yetişmeye başlıyorum. Fakat acele etmemek lazım. Bu tür yürüyüşlerde önemli olan kendi temponu korumak, gaza gelip çok hızlı gitmek gücün hemen tükenmesine neden oluyor. Dili dışarda geri dönmemek için kendime hakim olmaya çalıyorum.

Sanırım 3 saat kadar merdiven tırmandım. Son yarım saate vücudumda terlememiş gözenek kalmamıştı. Üstümdeki herşey terden sırılsıklam. Çantanın dengesini iyi kurmam lazım, ağırlığın 2/3’ü bel aracılığı ile bacaklarda, gerisi omuzlarda olmalı. Tam tersi olursa ilk günden pert olmak istemiyorum. Ama Ulleri ileride gözüktü. Ha gayret!

Veeeee sonunda vardım. Gözüme hoş gelen ilk lodge’da (pansiyon diye çevirelim) yer yok. İkincisinde yer buluyor ve kendimi odaya atıyorum. Özetle, köylüler evlerini gelip geçen turistlerin günübirlik kalacağı şekilde organize etmişler. Odada biraz soluklandıktan sonra doğruca duş. Daha yukarılarda bu lüks olmayacak veya olsa bile çok pahalı olacak, keyfini çıkarmak lazım 🤤.

İlk gece Çinli ve İngiliz karışımı pansiyon konukları ile yemek salonunda muhabbet ederek geçiyor. Geceleri hava soğuk, dışarıdan sık sık yağmur sesleri geliyor. Günün yorgunluğu nedeniyle feneri erken söndürüyorum, 22:00 gibi yataktayım.

2. Gün – Ulleri (2.010m) > Ghorepani (2.570m)

Sabah 5 gibi ayaktayım. Daha uyanan yok. Hava soğuk. Fakat dışarıda bir sürpriz var. Annapurna, uzaklarda bulutların arasından göz kırpıyor. Bunun verdiği gazla kahvaltımı erkenden edip, konuklarla vedalaşıp, 7 gibi yola koyuluyorum. Çok değil 5 gün sonra dibinde olacağım. Bugün biraz daha yaklaşayım.

Bugünkü yürüyüş 4 saat civarında sürüyor. Dünkü kadar zorlandığımı söyleyemem. Parkurda çıkış kadar inişte var. Nadir de olsa ara ara düzlük kısımlara bile rastlıyorsunuz. Daha iyisi çoğunlukla ağaçlar altında hafif meltem eşliğinde yürümektesiniz. Yükseklerde güneş fazlasıyla dayanılmaz oluyor keza, özellikle öğle saatlerinde.

Öğleye doğru Ghorepani’ye ulaşıyorum. Yaklaşık 20 binadan oluşan şirin bir yer. Hemen köy içinde mini bir tur atıp gözüme en hoş gelen lodge’a dalıp yer soruyorum. Varmış. Odayı görüp beğeniyor ve tutuyorum. Burası dünkü yere göre daha güzel duruyor ve yemekleri harika 😋

Lodge’larda şarj, su, internet ve sıcak duş paralı. Aradığınız hemen her şeyi bulmak ve almak mümkün. Fakat önemli bir ayrıntı var; siz yükseldikçe bunların fiyatları da artıyor. Gerçi halkın ne çile ile malları buraya taşıdığını görünce verilen para az bile denilebilir.

3. Gün – Ghorepani (2.570m) > Tadapani (2.680m)

Sabah 04:00’te kalkarak güne başlıyorum. Bugün Poon Hill’e tırmanıp güneşin doğuşunu izleyeceğim. Çıkış 1 saate yakın sürüyor, devamlı merdiven tırmanıyorum. Güne daha eziyetli başlanamazdı heralde. Hava karanlık, buz gibi, bir de karnım aç. Benim gibi bir çok yürüyüşçü kafa lambaları eşliğinde yukarı çıkıyor.

Sonunda tepeye ulaşıyorum. Neyseki hava açık, gün doğumunda dağları görebileceğiz. Zaten uzakta belli belirsiz kendilerini gösteriyorlar. Her taraf dağ. Güneş ışınları belirgin hal almaya başladığında manzara büyüleyici olmaya başlıyor (video). Daha önce Darjeeling’de ünlü Tiger Hill’de de benzer bir deneyim yaşamıştım. Açık konuşayım; Poon Hill’in yanına yaklaşamaz bile. Huşu içinde bir 45 dakika geçirip geri dönüyorum. Kahvaltı sonrası yolculuk var keza.

Tadapani’ye yolculuk 45 dakikalık keskin bir yokuşla başlıyor. Sabahtan Poon Hill yapanlar için ciddi anlamda zorlayıcı. Ama dağların büyüleyici manzaraları eşliğinde bir şekilde yolu alıyorsunuz. Sonra 2 saat iniş ve 2 saat çıkış sizi bekliyor. Tadapani’ye geldiğimde neredeyse tüm enerjimi bitirmiştim. İlk 3 lodge’da yer yok, en kötü görünümlü dördüncüsünde yer buluyorum. Kalite giderek düşüyor ama fiyatlar artıyor.

Konuklar alt katta yemek salonunda vakit öldürüyor genelde. Çünkü burada soba yanıyor. Sıcak. Yemek yeniyor, diğer yürüyüşçüler ile muhabbet ediliyor, rota planları yapılıyor, kitap okunuyor vs. Saat 8’e doğru herkes odalarına çekiliyor.

4. Gün – Tadapani (2.680m) > Sinuwa (2.340m)

Saat 6’da harika bir gün doğumuna uyandım (video). Dağlar tüm görkemiyle karşımda, altlarında bulut, doğusunda ise yeni yükselmekte olan güneş var. Bolca fotoğraf çekip, kahvaltıya seğirtiyorum. Bugün yollara erken dökülüp, Sinuwa’ya erkenden varıp yer kapma derdindeyim.

Saat 7 gibi yola düşüyorum. 1,5 saat kadar orman içinden bir iniş beni bekliyor. Etrafta kimsecikler yok. Hafif meltem eşliğinde, fonda çeşit çeşit kuş sesleri ile ilerliyorum. Dünkü yolculuk beni bir hayli yormuş, bacaklarımın bazı yerleri sızım sızım sızlıyor.

Burada her çıkış sonrasında bir inişi getiriyor. Bir dağı tırmanıyorsun, sonra aşağı iniyor, bir asma köprü geçiyor, bir başka dağı tırmanıyorsun. Bu böyle sürüp gidiyor. Köprüde insan olsun diye 15 dakika bekledim. Şansa bu Çinli grup denk geldi, bana model oldular.

Bugün olabildiğince yüksek bir tempoda 6 saat tepe indim ve çıktım (video). Amacım dediğim gibi diğer gruplardan önce Sinuwa’ya ulaşmaktı. Bunu da başardım, köy bomboş. Yanlız büyük bir sorun var. Bu ufak köydeki 3 lodge’dan hiç birinde yer yok. 1 ay öncesinden yerler ayırtılmış. 1,5 saat uzaktaki diğer köye tırmanmamı, şansım varsa yer bulabileceğimi söylüyorlar. Yorgunluktan bitik durumdayım. Bir lodge sahibine uzun süre ısrar etmenin sonucunu alıyorum. Bir barakada onlarla yatacağım. Kilidi olmayan soğuk, küçücük odaya geçip dinleniyorum. Her tarafım ağrı içinde. Sanırım bugün en zorlandığım gün oldu. Saat 14:00’den sonra yağmur başlıyor ve aralıksız devam ediyor.

5. Gün – Sinuwa (2.340m) > Deurali (3.200m)

Tüm yorgunluğun üstüne buzzzzz gibi berbat bir gece geçirdim. Uyuduğum baraka dışarısı ile aynı derecede. Pencere kapanmıyor, bir karış boşluk var. Zaten duvar niyetine kullanılan tenekeler delik içinde. İçlik, üstüne tişort, üstüne polar, üstüne iki battaniye ama hala donuyorum. Gece bu yüzden uyur uyanık, kötü geçiyor. Neyse böyle bir deneyim de yaşamış olduk.

05:45’te uyanıp, hızlı bir kahvaltı sonrası yola koyuluyorum (video). İlk 2-3 saat çok zorlayıcı değil. Orman içinden yol alınıyor. Dovan (2.505m) sonrası çıkış başlıyor. 2 saat kadar tırmandıktan sonra Deurali’ye varıyorsunuz. Özetle yoruluyorum ama dünkü kadar değil.

Buradaki lodgelarda yine yer yok. Bir lodge sahibi, kabul edersem yemek salonunda yatabileceğimi söylüyor. Mecburen kabul ediyorum. Zaman ilerledikçe bu yolu seçen yürüyüşçü sayısı artıyor. 2 Alman, 4 Koreli, 3 İtalyan, 1 Bangledeş’li (üst fotoğraftaki) ile beraber yatacağız. Yerler doldu. Bir çok kişi gelip, yer sorup, eli boş dönüyor. Umarım açıkta kalan olmaz. Hava iyi değil keza. Bir saat önce kuvvetli bir rüzgar vardı, sonra orta şiddette dolu yağdı, şimdiyse kuvvetli yağmur yağıyor.

Yemek olarak yükseklerde sıkıntı çekilmiyor. Lodge’larda oldukça zengin bir menü bulunuyor. Her ne kadar kente nazaran fiyatları biraz yüksek olsa da, tatları hiç fena değil. Ben çok riske girmemek adına sabahları yumurta, bal ve tost ekmeği, öğlenlerde sarımsak çorbası (yükseklik hastalığı karşısında birebir), akşamları spagetti veya dalbhat (Nepal’in milli yiyeceği) tercih ettim. Gelenlerin isterlerse yanlarına gıda takviyesi alması faydalı olabilir. Yanımda Supradyn efervesan tablet getirdim ve olabildiğince kullandım.

6. Gün – Deurali (3.200m) > Machapuchre Base Camp MBC (3.700m) > Annapurna Base Camp ABC (4.130m)

Saat 6’da yemek salonunun ışıkları yanıyor. Herkes uyanıyor. Dışarısı -5 derece. Neyseki gece sıcak geçti. Bir önceki gecenin acısını da çıkararak deliksiz uyudum. Büyük gün geldi çattı. Tüm konuklar bir telaş içinde hazırlanıyor. Herkes kamplara biran önce ulaşma hevesinde. Ben de bunlardan biriyim tabiki 😃

Saat 7’de yola koyuluyorum. 2 saat kadar sürecek bir tırmanış beni bekliyor. Fakat önceki günler kadar korkutucu eğimde değil. Manzara bir harika. Keyifli keyifli, bol bol fotoğraf çekerek yol alıyorum (video). Uzaklardan Annapurna 1 bana göz kırpıyor.

Saat 09:30 gibi MBC’ye varıyorum. İlk yer sorduğum lodge sahibi “3 kişilik odam var, başkaları ile paylaşırsan kalabilirsin” diyor. Baraka ve yemek salonunda yatmaktan bıkmış olan ben, “tamam” diyorum. Bu sırada Tadapani’de tanıştığım bir Alman, rehberi ile birlikte lodge’a ulaşıyor. Oda arkadaşım oluyorlar. Eşyalarımızı odaya bırakıp ABC’ye doğru yola çıkıyoruz.

Machapuchre (6.997m) inanılmaz fotografik (video). Bulutlar ile birlikte harika poz veriyor ve ulaşılmaz duruyor. Ulaşılmaz olması doğruymuş bu arada. Daha zirvesine çıkan olmamış. 1950’lerde İngiliz dağcılar zirveye 50m kalana kadar yanaşmış, zirveye ayak basmama yönünde verdikleri söz nedeniyle geri dönmüşler. Şimdilerde ise bu dağa tırmanış denemelerine izin verilmiyor. Yerliler kendisine “kutsal dağ” diye hitap ediyor.

MBC’den 1,5 saat kadar daha tırmanıp ABC’ye ulaşıyoruz. Sis çökmeye başlamış bile. Klasik “i was here” fotoğraflarımızı çekilip biraz daha yukarılara yöneliyoruz. Her taraf 7.000’lik 8.000’lik dağlarla çevrili. İnsan kendini çok küçük ve güçsüz hissediyor. Devler saygıyı fazlasıyla hakediyor. Annapurna’ya (7.220m) dağların tanrıçası adını vermiş buradakiler. Bana da çok kadınsı geldi görünüşü nedense. Henüz yakından görmedim ama Everest ise erkek olmalı.

Yukarıdan buzul bölgesine bakıyoruz (video). Eskiden yüksekliği çok daha fazlaymış, iklim değişikliği nedeniyle önemli bir kısmı erimiş. Üste toprak ve taş parçaları altta ise buzul kısım bulunuyor. Aşağı inişe izin yok. Buz kütlelerinin kırılma sesleri kulaklarımıza kadar geliyor. İnanılmaz kuvvetli ve yoğun bir ses. Fondaysa Annapurna 1 (8.091m) bütün ihtişamıyla “ben buradayım” diyor.

Buraya her ulaşan, bir kayanın üstüne başarı ile yolculuğu bitirdiği için bir taş koyuyor. Zamanla üst üste dizilen bu taşlar mini bir kule oluveriyor. Ben de ufak bir tane ekliyorum ✌️

Bir şeyler atıştırıp bu akşam konaklayacağımız yere doğru dönüyoruz. Sis nedeniyle ABC’de göz gözü görmüyor keza. Yoldayken doluya tutuluyoruz. Lodge’a vardığımızda yoğun kar yağışı başlıyor (video). Hava her zamanki gibi buz gibi. Çatıdan sarkan buzlara dikkat. Bu yolculukta yaptığım tek hata ortalama hava durumunu 10 derece almak ve ona göre kıyafet getirmek oldu. Oysa 5 ila -10 derece arasında değişiyor sıcaklık yukarılarda.

Efendim bir maceranın daha sonuna geldik 😂. Ben bir süre daha buralardayım (video). İniş 3 gün sürecek, sonrasında Pokhara ve Kathmandu’da az biraz daha vakit geçirip, 28 derece olan havanın keyfini çıkarıp, bol bol duş alıp (4 gündür bu vücuda su değmedi), Türkiye’ye döneceğim. Sağlıcakla kalın 👋

2 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir