Yazılar

Durbar Meydanı

Kathmandu’nun en önemli meydanı burası. Yaşayan tanrıça Kumari’nin evi, kralın sarayı ve onlarca tapınak bulunuyor içinde.

Meydana giriş 1.000 Rupi (yaklaşık 9USD). Bu meydanı benim gibi çokca ziyaret edecekseniz her defasında bu rakamı ödememek için bilet gişesinin biraz ilerisinde yer alan turizm ofisine pasaportunuz ve iki resminizle birlikte başvurabiliyor, vize bitimine kadar geçerli olacak bir ziyaretçi geçiş kartı alabiliyorsunuz. Meydanı dolanalım bakalım…

Kumari’den başlayayım ilk önce, hikayesini anlatayım. Saltanatlığı 1700’lü yıllara dayanan Kral Malla kumara düşkünlüğü ile bilinirmiş. Oyundaki en önemli rakibi Kathmandu’nun koruyucu tanrıçası Taleju’ymuş. Kralın tanrıçayı görmesi ve dokunması yasakmış. Bir tül arasından oyunlarını oynarlarmış. Bir gün atılan zarı almaya uzanan tanrıçanın eline dikkat etmiş kral. Gördüğü en güzel elmiş bu, dayanamamış dokunmuş. Taleju deliye dönmüş, bir daha dönmemek üzere gitmeye karar vermiş. Kralın yalvarmaları sonucunda bir kız çocuğu kılığında dünyaya geleceğini söylemiş ve gitmiş. O gün bugündür Kumari adı verilen kız çocuğu yaşayan tanrıça olarak seçiliyor.

Seçim işlemi bir dizi test sonucunda yapılıyor. Newar kuyumcular kastı tarafından yapılan bu seçimde, ufak kız çocukları yüz şekli, sesi, boyu gibi 32 kademeli bir fiziksel incelemeye tabi tutuluyor. Tespit edilen aday karanlık bir odada ürkütücü maskeler giymiş, korkutucu sesler çıkaran insanlar arasına alınıyor. Bu sırada yerde kesik hayvan başları olduğunu da ekleyeyim. Minik kız bunlardan korkmaz ise Kumari seçiliyor. Yaşayan tanrıçalık adet gördüğü güne kadar sürüyor. Ve yukarıda resmini gördüğünüz evde ayağı yere değmeden yaşamak durumunda kalıyor. Duyduğuma göre eğitimi ve gelecekte eş bulması ile ilgili sorunlar son zamanlarda ortadan kalkmış.

Her gün saat 16:00’da üstteki pencerelerin birinden halka görünüyor. Bu sırada resim çekmek yasak. Yılda sadece bir kaç kez bu evden çıkabiliyor. Örneğin yarın Indra Jatra festivali nedeniyle dışarıda olacak. Ben kentte olmayacağımdan göremeyeceğim. Bugün bu pencerenin altında kalabalıkça bir grupla tanrıçayı bekledim. Yarınki festival nedeniyle kendini göstermeyeceği söylendi. Türkiye’de olsa infial çıkardı, buradaysa sessizce dağıldık 🤫

Eski kralın yaşadığı saraya geldi sıra. 2001 yılında kral Birendra tüm ailesi ile birlikte bu sarayda katledildi. Sevdiği kadınla evlenmesine izin verilmediği için cinnet geçiren prensin bunu yaptığı iddia edildi. Kralın küçük kardeşi Gyanendra tahta çıktı. Eski kral Amerikan ve Hint yayılmacılığı karşısında bağımsız bir Nepal yaratma çabasındaydı. Yeni kral ise tam tersi. Ülkenin rejiminin artık cumhuriyet olduğunu eklemem gerek.

Meydandaki önemli bir çok tapınak deprem nedeniyle artık yerinde değil. Kalanlar içerisinde en dikkate değer olanlardan biri Şiva ve Parvati Tapınağı. Şiva yıkımın ve değişimin tanrısı. Rengi mavi ve taşıyıcı hayvanı bir inek. Bir gün yokedici gücünü elinden almak için ona bir zehir içirirler. Bu farkedilir ve zehri içen Şiva’nın yutmasın diye boğazı sıkılır. Zehri yutmaz, fakat güçlü tesiri nedeniyle mavi renge döner. Kendisini kurtaran ise karısı Parvati’dir.

Kızdığında ortalığı yerle bir eden dansına başlayan Şiva’yı kendi dansıyla sakinleştiren de Parvati’dir hep (yukarıdaki fotoğraf Şiva’nın en yıkıcı görünümü olan Bharab’ı göstermektedir). Şiva bir gün bir yolculuğa çıkar, 18 yıl sonra geri döndüğünde karısı Parvati’yi yatağında bir erkek ile bulur. Kılıcını çeker adamın kafasını uçurur. Fakat bu kişi, Şiva uzakta iken dünyaya gelen oğlu Ganeş’tir. Parvati oğlunun yeniden yaşama döndürülmesini ister. Şiva önüne ilk gelen canlının kafasını koparıp oğlunu yeni başı ile canlandırır. Oradan geçmekte olan canlı ise fildir. Bu nedenle Ganeş fil kafalı olmuştur. İronik şekilde taşıyıcı hayvanı bir faredir 🙂